Aşk Acısının İlacı

Bazen zaman yavaşlıyor değil mi? Yüreğin sanki gökyüzünü içinde hapsetmeye çalışıyor ama dar geliyor da daralıyor. Neden verilen sözler tutulmuyor?

Hani doğru olanı yaparsan yanında kalacaktı? Yaratıcı da dahil hiç kimse mi sözünü tutmuyor şu lanet olası dünyada!

Dualar hiç mi bir anlam taşımıyor! Hadi zalimin zulmü geçsin gitsin. Peki ya neden yaratıcı senin yüreğini eline almış sıkıştırıyor? İnsaf! Gidenin gidişinin verdiği üzüntü yetmiyormuş gibi bir de kendi yüreğinin eziyeti..

Evet, şimdi senin bu sorununu çözeceğiz ve sen artık rahat bir nefes alacaksın. Merak etme, ben sana yalnızca kendim için buduğum gerçek çıkış yollarından başka bir şey vermedim ve vermeyeceğim.


Günlerden bir gün markete doğru yürüyordum. Marketin önünde daha önce yardım ettiğim kadını gördüm. O oradaysa kesinlikle eşi ve çocuğu da oradaydı. Bu aile Afgan veya Suriyeli olabilirdi. Genç yaşta olmalarına karşılık içinde bulundukları durumu görmezden gelmek mümkün değildi.

Lakin bu defa yardım etmek istemiyordum.

Neden yardım etmek istemediğimi düşünmeye başladım. Çünkü halen daha yardım edebilecek maddiyatım vardı. Üçüncüsü olamazdı belki ama bugün de onlara yardım edebilirdim. Peki neden isteksizlik çökmüştü.

Hemen aklıma uzun vadeli bir yardım beklentisine dönüşme ihtimali geldi. Daha önceleri öğrendiğim bir durumla karşı karşıya kalma ihtimali beni korkutuyordu. Bu ihtimal, birine ard arda yardım edince ortaya çıkıyordu. Karşı taraf sizden beklenti içerisine giriyor ve umut besliyordu.

Ancak yaşantım, kazanımlarım o aileye bu şekilde uzun vadeli bir yardım yapabilecek kapasitede değildi. Evet, fark ettiğim gerçek buydu. Yapabileceğim halde yapmak istemeyişimin ardında, beklenti oluşturma ve ardından da bu beklentiyi (mümkün olamayışı nedeniyle) karşılayamama vardı.


Market ihtiyacımı görünmeden karşıladıktan sonra ofise geri döndüm. Bu defa da aklıma başka bir şey takıldı. Bu daha da ilginçti. Marketin önündeyken içimde hissettiğim duygular, aşk acısı çekerken hissettiğim duygularla ne kadar da benziyordu?

Ne alakaydı?

Düşün, düşün ve düşün.. Sonra ne fark ettim biliyor musun? Çok feci manyak bir gerçeğin avuçlarımın içerisine bırakılmasıyla birlikte aşk acısının ilacını almıştım.

Dualarımın, iyi niyetli ve temiz kalple talep ettiğim o geri dönüşün kalbime yüklediği aşk acısının kaynağı aslında benim Allah’tan yapamayacağı bir şeyi istiyor olmamdı. Kudret değildi ama ahlak buna engel oluyordu.

Bir daha Allah’tan yapamayacağı bir şeyi istemedim ve acılar da bu şekilde ardından kayboldu.

Şimdilik bu kadar..